Category: osmanlı

Zamanda ileri giderken zarâfet ve nezakette geriye gitmek hayli taaccüp verici; işte geçmiş asırlardan bir Osmanlı hattat sandığı, şiir gibi.

Tarihini dosdoğru okuyamayan Türk genci gerçek atası Fatih’in hocasıyla camide bile karşılaşsa ayağa kalktığını nereden bilsin? Büyük mutasavvıf Molla Cami, atına binerken, alim hükümdar Hüseyin Baykara’nın atının yularını ve onun şair veziri Ali Şir Nevai’nin de üzengisini tuttuklarını bilmeyen Türk genci insandaki büyüklere hürmetin değerini nereden öğrensin? 

Kültür ve Medeniyet-Nurettin TOPÇU

(Resim: Sultân İkinci Murat Hân. Murâdiye Külliyesi Bahçesi ve Bursa uleması. Rahmeten vâsia)

Eskiden “mesken” denirmiş yaşanan evlere.. “Mesken” yani içinde sükûn bulunan yer. Sakinleştiğin mekan. Kalbin huzuruna da sekîne denirmiş..

Mızraklı İlmihal temel bir din kitabıdır. Avam için hülasa olarak yazılmıştır.(*Avam:Halk, Hülasa:Özet) Osmanlı’da sıradan bir insan bile bu kitabı ezbere bilirdi. Bu yüzden Osmanlı alimleri bir adamı aşağılayacağı zaman, “İlmi, mızraklı ilmihal kadardır.” derlerdi. Şimdi ilim o kadar düştü ki, Tv’lerde din adamı etiketiyle boy gösteren adamlara Mızraklı İlmihal’den bir bahis sorsunlar, bilemezler. Şimdinin alimi, Osmanlı’nın köylüsü bile olamaz.

 

Soldaki fotoğraf 1936 yılında okullarda okutulan bir tarih kitabına ait.. Yalan yazan tarih utansın..

Bknz, Cennet Mekan Abdulhamit Han–>  

Farsça içerikli aşağıdaki levhada diyor ki:

“Ayıpsız yâr arama ki yârsız kalmayasın.”

Şair Kanuni de şöyle diyordu:

“Yârsız kalur cihânda ayıpsız yâr isteyen.”

Mâziyi tanımak istikbâl için en büyük teminattır. 

Cemil Meriç

Ortaköy Camii

Bir yeri elde tutmak, o yeri fethetmekten daha zordur.

Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür.

Orhan Gazi