Category: avrupa

İzm`ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri….

İzm`ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe`lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.

Akıl hastaları Avrupa’da içine şeytan girmiş d…

Akıl hastaları Avrupa’da içine şeytan girmiş diye yakılırken, Osmanlı’da hastanelerde tedavi ediliyordu.

Bunlar APTAL olanları gavurun. Akıllı olanı is…

Bunlar APTAL olanları gavurun. Akıllı olanı ise avrupaya özendirir. İçkiye çıplaklığa her halta teşvik eder! Daha tehlikesiz ve çok daha etkili bir yöntemdir. Nefse hitab eder, uyandırmadan zerk eder bu zehri, kuranın bazı ayetlerini değil hepsini unutturur! Cumhuriyet tarihimize bakıp ders almalılar. Yanlış yoldalar, böyle olmaz:)

Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını salla…

Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını sallar.

Photo

Photo

Photo

Photo

İslam medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımı…

İslam medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, batılılara anlatmaktan daha zor.

SULTAN II. BAYEZİD DARÜŞŞİFASI (Edirne) Akıl…

SULTAN II. BAYEZİD DARÜŞŞİFASI (Edirne) 

Akıl hastalarının Avrupa’da cadı avıyla yakalanıp yakıldığı, hunharca katledildiği bir dönemde, diğer Osmanlı şifahanelerinde olduğu gibi Sultan II. Bayezid Külliyesi Şifahanesi’nde onlara şefkatle yaklaşılıyor, sağlıklarına kavuşmaları için o zamana kadar emsali görülmemiş yöntemlerle muamele ediliyordu. 

Bu hastanenin en büyük özelliği tedavide dönemin hekimlik bilgilerinin yanında musiki, su sesi ve güzel kokuların kullanılmış olmasıdır. On kişiden oluşan hanende ve sazende topluluğu, haftanın üç günü müzik sahnesinde yerini alır, her hastalığa göre farklı makam çalıp söylerlerdi. Örneğin, havale ve felç rahatsızlıklarında Rast, sinirli kişilere Irak, baş ağrısı için Rehavi, kalp hastalıkları için Zengule, zihni açıp zekâyı arttırmak için ise İsfahan makamı çalınırdı. Külliyenin medresesi, döneminin en önemli tıp okullarından biriydi ve hastaneye hekim yetiştirirdi.  

Sultan II. Bayezid tarafından 1488 yılında yaptırılan şifahane için Evliya Çelebi şöyle der;

“Orada bir darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz.”

Evliya Çelebi 1652 yılında şifahaneye gelmiştir, oradan şöyle bahsetmektedir; “Bayezid vakıfnamesinde hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve sevdalarını gidermek üzere on adet şarkıcı ve sazcı görevlendirmiştir ki, bunların nicesi saz sesinden hoşlanıp sukûnet bulmuştur.”

Şifahanenin mutfağından ise şu şekilde bahsederek o zamanki atmosferi bize yansıtır; “Gece ve gündüz üç kere, ister divane, ister hasta olsun mutfaktan her hastanın derdine göre nefis yemekler verilir. Kekik, turaç, sülün, güvercin, üveyik, kaz, ördek ve bülbüle varıncaya kadar bütün kuşları avcılar mütevelliye getirip hekimlerin arzu ve isteğine göre pişirerek hastalara verirler.”

“Merhum ve Mağfur Bayezid Veli Hazretleri, Vakfiyesinde, hastalara deva, dertlere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve defi seva olmak üzere, 10 adet hanende ve sazende gulan (genç erkek) tayin etmiş ki; üçü hanende, biri neyzen, biri kemancı, biri musikarcı, biri santurcu, biri çengi, biri çeng santurcu biri udçu olup, haftada 3 kez gelerek hastalara ve delilere musiki faslı ederler. Allah’ın emriyle, nicesi saz sesinden hoşlanır ve rahat ederler.”

“Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur. Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı âşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar. Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi, yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler.” (Evliya Çelebi)

Ülkemizde birçok Selçuklu ve Osmanlı darüşşifası günümüze ulaşmıştır; ancak, geçmişi, aslına uygun bir şekilde günümüze taşıyan bir müzeye dönüştürülerek tüm dünyaya sergileyen ve bununla uluslararası önemli ödüller kazanmayı başarabilen tek darüşşifa Sultan II. Bayezid Darüşşifası’dır. Şifahane, Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi haline getirilerek, hem kültür hem de tıp tarihinde yer almış bulunmaktadır.

İlber Ortaylı

İlber Ortaylı

Photo

Photo